1 Mart 2015 Pazar

sosyal medya ve ben



çağımızın tutkusu sanırım sosyal medya. birbirimizden o kadar uzak ve birbirimize o kadar yakınız ki sosyal medyadan kopamıyoruz. birbirimizden çok uzağız çünkü en yakınımızdakilerle ortak noktamız kalmamaya başladı.  ortak noktalarımız olduğunu düşündüklerimiz ise uzakta. tanıdıklarımızdan uzak kalmak, ttanımadıklarımızla yakınlaşmak istiyoruz. hem saklı kalmak hem de görünür olmak. ikircikli bir durum vesselam.
 sosyal medyada yer almazsam kendimi garip hissediyorum artık. facebook, twitter, blogger, whatsapp, instagram, ekşisözlük, vikitap, bilumum internet sitelerinde hesabım var ve fink atıyorum :p.  internete bağlı, kocaman ekranlı cihazlar ile her an başkalarının yanındayız. Ben böyleyim en azindan. Bulunduğu ortamda sıkılan, başka dünyalara açılmak isteyen, ya da yaptığı herşeyi paylaşmaya çalışan ama bunu tanımadığı veya uzakta olan insanlarla yapmaya çalışan garip varlıklar olduk her birimiz. Bu durumdan memnunum galiba yoksa bu kadar içinde yer almazdim bu sistemin.
Seviyorum seni sosyal medya. anonim kalabilmek istiyorum. Sevmediğim ama bazı nedenlerle yanında kalmak zorunda olduğum insanları kendinden uzak tutabilme yolumsun bazen. özgür olmanın anahtarı


İşte öyle bir iç dökme. Sevgiyle :)

28 Şubat 2015 Cumartesi

tam 3 yıldır



tam üç yıldır ben blog yazıyormuşum, ayda bir yazı çoğunlukla, çok yazamıyorum nedense. üstelik her gün yazacak bir sürü şey oluyor aklımda ama iş blog başına oturup yazmaya gelince nedendir bilmem çok üşeniyorum. gerçi ben neredeyse her şeye üşeniyorum ya neyse

aklımda beliren yazıları yazabilmek ve seninle daha çok ilgilenebilmek dileğiyle sevgili bloğum: doğum günün kutlu olsun...

mini köstebek pastalar

kızlarımın kek sevmeleri nedeniyle bin bir çeşit kek yapmaya çalışan zavallı ben. yeni keşiflerden birisi de bu oldu.
malzeme:
3 yumurta
1 su brd. şeker
1 su brd. sıvı yağ
1 su brd. süt ya da yoğurt
1 pk vanilya ve hamur kabartma tozu ve kakao
aldığı kadar un

1 pk. creme ole

yukarıdaki malzeme ile kakaolu kek yapılır. pişerken creme ole tarifine uygun olarak hazırlanır. kek piştikten sonra bir bardak yardımıyla yuvarlak kesilir. parçaların üzerine 2 kaşık kadar creme ole konulur. kalan kek parçaları creme olenin üzerine ufalanır. buzdolabında dinlendirildikten sonra servis yapılır.


sevgiyle :)

20 Şubat 2015 Cuma

fincanda kek

büyük böcüğüm keki çok seviyor özellikle kakaolu olanı. dolayısıyla bizim evde sık sık kek pişer. ama ben hep aynı keki yapmaktan sıkıldığım için çeşit yaratmaya çalışıyorum. bu kek tariflerde gördüğüm ama denemeye korktuğum bir pişirme tekniğine sahip(ti). artık rahatlıkla yapıyorum.

malzeme:
normal kek hamuru için
1 yumurta
3 ç. k. şeker
1 su brd. un
2 ç.k. yoğurt
2 ç.k. sıvıyağ
1/2 pk. kabartma tozu ve vanilya

kakaolu kek için
1 yumurta
3 ç. k. şeker
1 su brd. un
2 ç.k. yoğurt
2 ç.k. sıvıyağ
1/2 pk. kabartma tozu ve vanilya
1 ç.k. kakao

malzemeler ile biri kakaolu biri sade iki ayrı kek hamuru hazırlanır. yağlanan fincanlar içine 1 kaşık sade kek-1 kaşık kakaolu kek-1 kaşık sade kek-1 kaşık kakaolu kek olacak şekilde bir kaç katman dökülür. fincanın yarısına kadar gelmeli hamur yoksa pişerken taşabilir. fincanlar içi kek hamuru kadar sıcak su dolu tepsiye konulur ve 160 derecede 25-30 dk pişirilir.

soğuduğunda fincandan çıkarılır ve ortadan bölünerek servis edilir. afiyetle yenir, kilolar alınır vs. vs. vs.



sevgiyle :)


18 Şubat 2015 Çarşamba

simsiyah

simsiyah ile ilgili görsel sonucu

Gündüzümüzü de çalmışlar....

öyle karanlık günler yaşıyoruz ki toplum olarak kendimizi kaybettik, en son neye sevindiğimizi hatırlamıyor ama en son neye üzüldüğümüzü, ayaklandığımızı çok iyi hatırlıyoruz. işte en son özgecan için ayaklandık, erkek şiddetinin son marifeti, burada bitecek mi bu şiddet, bence mümkün değil. ayaklandık ama hepimiz siyah giydik, günlerdir konuşuyoruz belki bir kaç gün daha hararetle konusacağız ve sonra unutacağız tıpkı diğer şiddet mağdurlarına yaptığımız gibi.

günlerdir facebookta, twitterda, bloglarda, ekşisözlükte, haberlerde ve tartışma programlarında kadına şiddeti, tecavüzü, tacizi lanetliyoruz ama bunları bitirmek için ne yapıyoruz, benim için mühim olan soru bu şimdi. ne yapıyoruz toplumun bu sorunlu tarafını düzeltmek için. tek başımıza bile olsak tacize savaş açıyor muyuz? erkeklere tacize uğradığımızda ne hissettiğimizi anlatabiliyor muyuz?

hakkımız olanı istemekten bıktım ben, eşit görülmemekten, istediğimin kadın hakkı-insan hakkı olduğunu sürekli belirtmekten. benim kendi adıma bundan sonra ki savaşım budur. yolda belde taciz edildiğimde ne olacak ki diye peşini bırakmayacağım. tacizcileri şikayet ve teşhir edeceğim. kadın hakları-insan hakları için...

sevgiyle

27 Ocak 2015 Salı

yazamıyorummmmm

tonlarca yazacak şey birikti, unutmadan yazmam gereken bir dünya şey ama ben yazamıyorum, sanki vaktim yokmuş gibi hiç bir işimi yetiştiremiyorum. oysa ki biraz planlı olabilsem neler neler yapacağım. ama planlı olmayı beceremez oldum. en iyisi kendime bir takvim notları oluşturayım. klavyemin altında duran haftalık bölümlü yapraklı takvime. en sevdiğim takvim tipidir, üzerine notlar alabildiğim, gün içinde planlarımı yapabildiğim ve hatta çoğunlukla notluk yerine kullandığım.

hepimiz biliyoruz vakit nakittir, ve vakti doğru kullanmak çok önemlidir, ama uygulamaya gelince ne kadar zorlanıyoruz aklımızı çelen şeylerden kurtulmaktan.

evet kesinlikle geldi vaktimin kıymetini anlamanın zamanı, o yüzden bugünden sonra başlıyorum biriken blog yazılarını yazmaya, yarım kitaplarımı bitirmeye, yapılacak işlerimi düzenlemeye vs. vs. vs.

karman çorman düşüncelerimi karman çorman yazdım yine :p


15 Ocak 2015 Perşembe

meniere seni hiç sevmedim. vertigoyuda sevmezdim zaten...

aralığın başlarında bir gün anormal bir baş dönmesi ve mide bulantısıyla doktor doktor gezdim ve kulak burun boğaz uzmanı hastalık hikayesine bakarak bir kaç manevra ile meniere atağı geçirdiğimi söyleyip iki ilaç ile acile gönderdi ve o günü acilde geçirdim. sonrasında bir hafta boyunca kendime gelemedim, sersemledim ama geçti. ve ben zannettim ki bir daha olmayacak. ama bu hafta başında yeni bir atak-kulak çınlaması- baş dönmesi-mide bulantısı döngüsü geçirdim.

merakımdan ulu google'a sordum nedir bu meniere diye. amannn baya dertli ve ne yazık ki kesin nedenleri ve tedavisi bilinmeyen bir hastalıkmış. tuz yememek gerekiyormuş, tuz iç kulakta sıvı artısına neden oluyormuş, bu artış ise denge problemlerine (tek başıma tuvalete gidemediğimi söylesem denge sorunlarını tarif etmiş olurum belki). ayrıca iç kulakta sodyum zengin sıvılar ile potasyum zengin sıvılar birbirine karışıyormuş. bu nedenle sodyum tüketimini kısıtlayıp potasyum alımını artırmak gerekiyormuş.

e tuz yasak olunca yoğurt-süt ve salatadan başka bir şey kalmıyor geriye. bütün yemekleri tuzsuz pişiriyorum ama salça koyunca onu da yiyemiyorum. peynir yok, zeytin yok, ne var? diye sorasım geliyor ama sormuyorum. sabah bir bardak süt ile muz, ara öğün meyve, öğlen yoğurt salata, öğleden sonra muz, akşam yoğurt, tuzsuz salçasız çorba, salata şeklinde bir beslenme döngüsüne girdim. çünkü et tuzsuz yenmiyor, ben yumurta sevmem, sebze yemeklerinde salça var vs vs.

ama her durumdan bir #sukurvesilesi çıkarmayı kendine şiar edinmiş bir insan olarak bu durumun kilo vermemde epey faydalı olduğunu söylemeliyim.


sevgiyle :)