30 Aralık 2016 Cuma

yeni yıl dilekleri

şimdi geçen hafta muhasebemizi yaptığımıza ve 2016 yılının herkes için çok kötü geçtiğine karar verdiğimize göre 2017 yılını kurtarmak için neler yapabileceğimize bakalım.

kendimiz için merdivenleri kolayca inip çıkacağımız bir kiloya inelim bi zahmet. bir de o çok beğendiğimiz elbise üzerimize olmasın mı bu yıl?

çocuklarımıza problem çözme becerileri kazandırdığımız ve başarının sadece okulda gösterilen akademik başarı olmadığını öğretebilelim mesela.

öğrencilerimize hayatlarını kurmak ve mesleki olarak gelişebilmelerini sağlamak için gerçekten mentörlük edebilelim.

daha az televizyon izleyip daha çok kitap okuyalım topluca, evlilik ve saçma kavga programlarıyla çıldırmak yerine.

daha az taşıt kullanıp daha çok yürüyelim, hem bir taşla iki kuş, spor ve azaltılmış karbon ayak izi bir arada.

daha çok sohbet edelim sevdiklerimizle, daha az konuşup daha çok dinleyelim.

güzel günler görelim güneşli günler



25 Aralık 2016 Pazar

muhasebe

her sene bu hafta sene sonu muhasebesi yaparız ya hep. bu sene yapmayalım yoksa kendimize hesap veremeyeceğiz bu kadar ölümler olurken ne yaptığımızı. ve yine hesap veremeyeceğiz ülke yok olup giderken neler olduğuna dair. en çok kızlar büyüdüklerinde soracakları sorulardan korkuyorum. anne-baba siz ne yaptınız? bizi neden düşünmediniz? demelerinden korkuyorum. kendime soramıyorum bu soruları. bunca insan ölürken ne yaptım ben seyretmekten başka. ülkem için ne yaptım. yeterince çalıştım mı?

muhasebeyi yapınca kendimi köşeye sıkışmış ve çaresiz hissediyorum. 2017 için hedefim bu çaresizlik hissiyle başa çıkmak olsun önce. herşeyden önce bu hissi yenmek lazım. hayır çaresiz değilim diyebilmek için çalışmak lazım. peki ama nasıl?

fikir üreterek çaresiz olmadığımızı önce kendimize sonra çevremizdekilere göstermemiz lazım. eksik olan bir şey varsa tamamlamaya çalışmamız lazım. iğneyi önce kendimize batırmamız ve çıkış yolu bulmak için çalışmamız lazım. çıkışın önce kendimizi düzeltmekten geçtiğini görmemiz lazım.

bu sene buna çalışacağım ben kendimi düzeltmeye, yeniden umut etmeye. bunun için ne yapmak lazım???

21 Kasım 2016 Pazartesi

kahrolmak

söyleyecek söz, yazılacak yazı tükendi galiba, bize kalan yüreğimizdeki köz. her birimiz ayrı ayrı daha kötüsü olamaz derken daha kötüsüyle karşılaşıyoruz ve her şey ama her şey gittikçe kötüye gidiyor. düzelecek diye umut ettikçe kötüye gidiyor. kara bulutlar ne zaman, nasıl dağılacak? bilmiyorum ya da dağıldıklarında biz kalacak mıyız? onu da bilmiyorum. tek dileğim Allah bu memleketin sonunu hayra çıkarsın.

sussam gönlüm razı değil, konuşsam tesiri yok...

3 Kasım 2016 Perşembe

11 yıl sonra,

03.11.2005 tarihinde eşimle, kocamla, sevgilimle ya da hayatımın en önemli kişisi ile birbirimizin elini bırakmama sözü vermiştik. aile arasında yapılan komik bir isteme töreni ile. aslında bu törenlere başka adlar bulmak lazım. kim kimi kimden istiyor gibi ilginç sorular barındırıyor çünkü. zaten babam da birbirlerini tanımışlar, sevmişler evlenmelerini destekliyorum diyerek kayınpedere ne istemesi benim kızım mal değil alt metnini söylemiş olsa da, sonunda parmaklarımızda yüzüklerle oturduğumuz o şaşkın günün yıl dönümü bugün. yıllardır her nedense evlendiğimiz günü değil tüm o şaçmalıklara rağmen biz olduğumuz bugünü kutlamayı tercih ettik biz evlilik yıl dönümü yerine.

işte yine o kutlu gün geldi, 11 yıl geçmiş aradan, acısıyla tatlısıyla, kavga gürültüsüyle, bazen terslikleri, bazen inişleri ve bazen çıkışlarıyla koskoca 11 yıl bitmiş. bazen öfkeyle yükselen sesler bazen sevgi mırıldanmalarıyla duyulmuş, bu koca 11 seneye pek çok anı sığdırılmış. arada bir doktora tezi geçmiş üstümüzden buldozer gibi, yıllarca uzak kalmaya direnmiş 11 yıl. ve iki tane dünya tatlısı kelebek gelmiş konmuş aramıza. bütün bunlarla geçen 11 yıl ardından, tekrar bir söz vereceğiz birbirimize birlikte 11 yıl daha  geçirmek, bazen öfkeyle bazen mutlulukla geçireceğimiz 11 yılın sözü olacak bu ve belki 11 yıl sonunda kelebeklerden birisi kozasından çıkıp yuvadan uçacak belki ikisi de uçacak. belki bu 11 yılda çok daha zor sınavlar vereceğiz belki de en zoru atlatmışız diyeceğiz. bilmiyorum ne olacağını ama bildiğim şey bir 11 yıl için daha söz veriyorum.

not:11 yıl 4015 gün eder efendim, yani yaklaşık olarak 4000 gündür birlikte olmayı kutluyoruz.



18 Ekim 2016 Salı

35

tartılma günüm cuma çünkü hafta içi daha kontrollü gidebiliyorum ve hafta sonu yaptığım kaçamakları silebiliyorum. ancak bu hafta anneme perşembe günü gidince aaa kocaman sorun. çünkü ben orada kaçırdım biraz ve tabi ki cuma günü bunun etkisini hemen gördüm o da ne bir haftalık uğraş ile sadece 200 gram verebilmişim. ikinci sorunum ise su içmeyi unutmam ve su içemediğim zaman kilo verişim hemen yavaşlıyor bunu her noktada hissediyorum. özellikle kıyafetlerimin bolluk derecesinde çünkü şişiyorum balon gibi. bazı günler çok güzel giderken özellikle canımın sıkkın olduğu zamanlar hiç kilo veremiyorum. üstelik yürüyüş yapmaya da başlayamadım. o kadar çok üşeniyorum ki yerimden kalkmak istemiyor canım.
çalışmam gereken bir sürü konu vs var ama benim canım hiç birini yapmak istemiyor. diyet bende anormal bir isteksizlik durumu yarattı. ve bu isteksizlik nasıl aşılır bilmiyorum. şimdi en azından kendimi zorlayacağım. bugün 3 saat verimli çalışmak için. canımın istediği tek şey abuk subuk internette dolaşmak veya sosyal medyaya bakmak veya oyun oynamak. hatta eve gidip yatmak istiyorum. üstelik aç değilim ama kafam sürekli açlık sinyalleri veriyor. sanırım yine duygusal açlığım ile bedensel açlığım karışmış durumda. öfkemi yiyecekler yerine kahveye ve suya yöneltmeye çalışıyorum ama çok zorlanıyorum ve bu yazı bitince öğle yemeğine kadar kendimi kitabımın birinci bölümünü bitirmek için zorlayacağım. böylece öğlen gerçekten acıkmış olarak yemek yerim. ama duygusal açlığımı abuk subuk yemeklerle gidermeye çalışmam.

10 Ekim 2016 Pazartesi

kaldı 36

ben annemle uğraşıp kendimi ihmal ederken 41 haftadan 36 hafta kalmış bile ve ben bu 5 hafta boyunca milim yol almamışım. ama gerçi artık ölçülerimi tam olarak biliyorum ve yediklerime dikkat etmek için elimden gelen gayreti gösteriyorum. kaçamakları engellemek çok zor. zaten en önemli sorunum bir türlü engellemeyediğim atıştırmalarım. akşam üstü kurabiye veya çikolata veya başka bir şey. çayın yanında çerez veya bisküvi. bunları bıraksam başka bir şeye gerek kalmadan yine kilo veririm sanırım. ama mümkün olduğunca azaltmak için elimden gelen gayreti gösteriyorum. dün akşam koca kişisi cezerye yerken ben yemedim mesela, çok zor oldu ama yemedim. yemekte ise ekmeğe dur diyorum. fazladan yemek için gayret ediyorum. yemek davetinde bile hayır diyorum. inşallah bunlar biraz işe yarar. yürüyüşlere de başlarsam benden mutlusu olmaz.

diyet yapmak için en çok gereken şey evde olmak, dışarıda fazla yememek ve kendi planına göre gidebilmek. restoranda gereksiz kaloriler, ev davetlerinde ise gereksiz ısrarlar insanı mahvediyor. zaten aslında bu kadar çok kilo almama bir neden de bu oldu benim. koca kişisin ailesi ile sıklıkla yapılan yemek davetleri ve farkında olmadan kaçırılan yemekler, üstelik yağ kullanım oranının  ve yemek çeşitliliğindeki değişiklikler vs derken, iştahım açıldı ve kilo alışımı durduramaz hale geldim. sanırım bir noktadan sonrada dilimde hep olsa da bunu kontrol etmek çok zor bir mücadele gibi görünmeye başladı gözüme.şimdi bunu da aşmak zorundayım.

kilo vermekteki en önemli motivasyonum çocuklarıma herhangi bir hedef için yeterince uğraşılırsa başarılı olunabileceğini ispatlamak ve tabi ki göbeğimle dalga geçmelerini önlemek. bakalım nasıl olacak. çocuklarıma bu konuda örnek olabilecek miyim? yoksa annelerinin dilinde olan ama bir türlü başaramadığı işlere listesinde bir yerde kalmaya devam mı edecek?

7 Ekim 2016 Cuma

erken teşhis hayat kurtarır,

bu sözü hep duyardım ama kendi vücudunla ilgili gözlemlerin ne kadar önemli olduğunu pek kavrayamamışım. kendinle ilgili bir takım aksilikleri fark edip hemen müdahale etmek sorunlar büyümeden çözmeyi kolaylaştırıyor. annem daha az dikkatli olsaydı, önemsiz zannetseydi, aman boş ver deseydi çok kötüye gidecek olan süreç neyse ki kısa zamanda çözülen bir sorun olarak, kötü bir renk olarak kaldı hayatımızda.

abd dönüşü annem dedi ki benim hafif bir kanamam var, 2-3 günde bir kez oluyor. sen gitmeden önce vardı ancak endişelenme diye söylemedim. hemen bir doktora gittik ve doktorun teyzecim bu yaşta hayra alamet olmaz tıp fakültesine git demesi üzerine erciyes tıpta aldık soluğu. biyopsi yapıldı ve dünya başıma yıkıldı. adenokarsinom 2 cm boyutunda. adenokarsinomlar ne yazık ki yayılmacı ve kötü huylu olan tipte kanserli dokular. karsinomlar epitel dokudan köken alıyormuş ve adenokarsinomlar ise salgı yapan (tükrük vs.) bezler gibi davranıyormuş. yani geç kalınması durumunda ölümcül olabiliyormuş. ben bunu öğrenince çok korktum. bana söylemediği için kızdım, geç kalma endişesi, annemle yeterince ilgilenememiş olmak endişesi yedi bitirdi beni. doktorumuz adenokarsinom teşhisi aldıktan sonra ilk iş olarak pet-scan taraması istedi. bu konuda erciyes tıp fakültesini takdir etmek lazım, araya sadece bayram tatili girmesi nedeniyle süre uzadı, neyse ki cuma günü yaptırdığımız pet-scan sonucu pazartesi çıktı. salı günü doktoru ile konuştuk ve teyze yayılmamış riske atmayalım cuma günü ameliyat oluyorsun dedi. biz hemen annemi hastaneye yatırdık ve aynı hafta içinde ameliyat oldu. ameliyat sırasında rahim, yumurtalıklar, lenf bezleri ve omentumdan bir kısım alındı ve yaklaşık 40 dikişli kocaman bir yara ile karşılaştık ve biyopsi  lenflerde görülen atipik hücrelerin kanserleşip kanserleşmediği ile ilgili tekrar bir bekleme süreci başladı. bu hastalıkta en kötüsü bu ne olduğunu bilmeden günler süren bekleme süreleri. ne kadar hızlı sonuçlanırsa sonuçlansın o geçmek bilmeyen günler. çok şükür ki lenf nodlarında sorun çıkmadı ve annem bu kötü macerayı iyi bir şekilde atlattı ama şu çok dağınık anlattığım 2 aya yayılan süreçte benim ömrümden ömür gitti.

bir yandan tek başına bütün sorunlarla mücadele etmek, korku, annemi kaybetme korkusu, ne yapacağını bilememe, birlikte ağlayacak kimsemin olmaması vs. çok dokundu şu iki ay bana. ama şimdi mutluyum çünkü atlattık, geçti gitti. bu süreçte edindiğim arkadaşların ne kadar candan olduklarını daha iyi öğrendim ve hayatımdaki bazı insanların varlığına bir kez daha şükrettim. ve bazılarına öfkem ve kırgınlığım arttı. bazen yalnızım diye üzüldüm. bazen iyi ki yalnızım dedim. kötü günler geçirdim ve umarım gerçekten geçip gitmiştir.

sağlıkla ve sevgiyle:)