12 Mayıs 2013 Pazar

dikkat sulu zırtlak bir anneler günü yazısıdır...

anneler günü yaklaşınca özel olarak çekilen reklamlara bayılıyorum. yıllardır annem aradığında telefonum arçelik'in reklam cıngılı ile çalıyor, çok yaşa sen anne/evin yıldızı/hayatın anlamısın. geçen sene profilo'nun çektiği reklama bayılmıştım. annem ne dedi bakışı, bu sene ise teknosa'nın reklamını sevdim. ama her zaman en favorim, beni zırıl zırıl ağlatan bi tek annem olsun bana bişey olmaz:) buradan hareketle anneler günümüz kutlu olsun efendim:)

önce anneme,

  • beni her zaman sevdiğin için,
  • geceleri gözyaşlarıma-ağıtlarıma katlandığın için
  • bayramlarda bir gecede diktiğin elbiseler için
  • yaptığın ve öğrettiğin güzel yemekler için
  • bazen arkamda durup, bazen başkalarının yerine paraladığın için
  • bana sevmeyi ve sevilmeyi öğrettiğin için
  • benim ben olmama izin verdiğin için 
sonsuz teşekkürlerimle:) annem seni çok çok çok seviyorum.

sonra kızlarıma,

  • bazen kanepelerde oturacak yer bulamasam da yarattığınız karmaşa için,
  • geceleri defalarca uyansam da beni her gördüğünüzde yüzünüzde açan kocaman gülücük için,
  • yaptığınız harika resimler için,
  • bazen kızdırdığınız, bazen güldürdüğünüz için,
  • anne kelimesini duymanın ne muhteşem bir şey olduğunu öğrettiğiniz için,
  • zamanın başka bir şekilde aktığını öğrettiğiniz için
  • beni biz yaptığınız için (malum anneler çocukları olunca 2-3 kişi olurlar)
sonsuz teşekkürlerimle :) kızlarım sizi ne kadar sevdiğimi hiç bir kelime anlatamaz. umarım size annemin bana olduğu kadar iyi bir anne olurum.

1 Mayıs 2013 Çarşamba

bebeğin 10.ayı,

öyle böyle derken 10 koca ay geçmiş gitmiş. bizim küçük hanım iyice büyümüş.

motor becerileri iyice artan kızım elinden tutup beni gezdirin deme konusunda üstün başarılı, sürekli olarak iki büklüm halde hanımefendiyi yürütüyoruz evde. belimiz tutuldu yürütmekten. ellerinden tutunca yürüyebiliyor tüm evi ancak emekleme ya da dizleri üzerinde emekleme yok. popo üstü istediği yönde gidebiliyor ama oda dışına tek başına çıkmıyor henüz. kanepelere tutunarak ayağa kalkıyor, emekleme pozisyonuna geçiyor ama ayaklarını nasıl atacağını keşfedemedi.

 çok çok meraklı her şeyin tadına bakmak istiyor (çay kahve dahil) biz ne yiyorsak ağzını uzatıyor vermeyince kızıyor. artık daha çok bizim yemeklerimizden veriyorum. zaten yemekleri tuzsuz yapıyordum, küçük hanıma da uygun oluyor böylece, kemirilecek şeyleri yemeyi seviyor. salatalık ve ekmek ağlıyorsa susturucu görevinde. ablasının çubuk krakerleri için atılıyor ama tuzlu olduğu için henüz yasak :). daha çok yemek istemeye başladı ve anne sütünü yemeğin üstüne kahve niyetine emmeye başladı:).

oyuncakların hangi düğmesine basınca nasıl ses çıkıyor hemen keşfediyor. ancak büyük problemimiz ablanın oyuncakları, kendi oyuncakları yerine onlarla oynamak istiyor.

uyku düzeni şu sıralar bozuk, huzursuz. ama bugün diş çıkardı, ilk dişi 10 ay biterken çıktı, huzursuzluğunu buna bağlıyorum ben. yabancıların yanında kucağımdan kesinlikle inmiyor, sayesinde belim ve bileklerim tutmaz oldu. ayrılma korkusu ve yabancılama çok fazla şimdilik. bakalım bu ay değişecek mi?

bir ay daha geçti gitti, yakında doğum günü kutlayacağız, heyecanla bekliyorum:)

27 Nisan 2013 Cumartesi

one fine day,

güzel bir bahar günü, güzel bir küçük pikniğe dönüştü kayınvalidemin evinin bahçesinde çiçekler arasına serdiğimiz sofra ile hoş bir gün geçirdik birlikte :)


baş döndürücü kokularıyla leylaklar

turuncu şebboy


hercai menekşe

ayva çiçek açmış yaz geliyor:)

kayısı çağlası olmaya başlamış
 çağla ve erikler olmaya başlamış, nohut kadarlar ama olsun, iki hafta sonra tam yenecek kıvama gelirler:)

kayısı çağlası

erikler 

bahçelerde maydanoz
 çiçekler, taze toplanan yeşillikler, bu yeşilliklerle yapılan kısır ve tabi tavşan kanı çay.


18 Nisan 2013 Perşembe

çocuklarda korku ve endişe, çocuğunuza kulak verin (3), aletha solter

uzun bir aradan sonra  nihayet aletha solter'in kitabında korku ve endişeler bölümünü bitirdim. çıkardığım notlar burada. çocuk korkularının temelini anlayınca mücadele daha kolay oluyor. gerçi benim böcük öyle çok korkan bir çocuk değil, karanlıktan, böcekten vs pek korkmaz. ama belli de olmaz çocukların ne zaman neyden korkacağı bilinmez:)


  • yenidoğan döneminde yüksek sesler irkilmeye neden olurmuş (bizim kız kapı sesinden bile irkilirdi)
  • 6-12 ay arası ayrılma kaygısı gelişirmiş (börtü kucağımdan inmiyor, bir yere gidersek sürekli kucağımda, anneanneye bile gitmiyor şu sıralar)
bunların normal olduğunu ve geçeceğini bilince endişelenecek bir şey kalmıyor:)

çocukluk döneminde korkuların nedeni 8 ana kategoriye ayrılıyor:

  1. bilgi eksikliğinden kaynaklanan korkular: dünya çocuklar için öngörülemez ve karmaşıktır. dünya kurallarına ilişkin sürekli olarak yapılan keşifler korkuyu tetikleyebilir.
  2. bebeklikte yaşanan travmalar: anne karnında  ya da doğumda yaşanan travmalar korkulara eğilim oluşmasına neden olabilir.
  3. korkutucu deneyimlerden kaynaklananlar: köpek veya su korkusu gibi korkular buna bağlanabilirmiş.
  4. koşullu korkular: çocuğu korkutan şey basit bir nesne ile ilişkilendirilip nesne korkusuna neden olabilirmiş.
  5. başkalarından edinilen korkular: annenin veya yetişkinin korktuğu şeyden otomatik olarak korkma refleksi gelişebilirmiş.
  6. ölümlülüğü anlamaya başlamaktan doğan korkular
  7. hayal gücünden kaynaklanan korkular
  8. sembolik korkular:çocuklar dile getiremedikleri tehditkar bir durum yaşadıklarında ortaya çıkıyormuş. 
bunlara bakınca bir kısmının yaşamı devam ettirebilmek için evrimsel süreçte edinildiğini düşünüyorum. mesela korkutucu deneyimler ya da anne babadan öğrenilen korkular gibi. sonuçta köpeğin saldırdığı bir insan 50 yaşında bile olsa köpekten korkar, ya da boğulma tehlikesi atlatan biri ömrü boyu suya(deniz-havuz) giremeyebilir. buna benzer olarak evrimsel geçmişte anne veya babanın korktuğu bir hayvandan ya da durumdan kaçınmanın hayat kurtarıcı olduğu bilinçdışında bilinmektedir. bu yönüyle bu türden korkuların çözümlemesi daha farklı yollarla yapılmalı gibi geldi bana.

kendi kafamda ikinci gruba soktuğum korkular bilgi eksikliğinden, hayal gücünden kaynaklanan veya koşullu korkular. bunlar ebeveynlerin doğru yaklaşımlarla çözebileceği problemler olabilir. doğru yaklaşımlar ile ilgili olarak kitaptan okuduğum bilgileri ayrıca paylaşacağım. 

 sembolik korkular tahminimce anne babaların hatalarından kaynaklanıyor ve önce anne babanın korkuya neden olan davranışından vazgeçmesi gerekiyor. ölümlülüğü anlamaya başlamaktan kaynaklanan korkuların çözümü yine anne babanın doğru davranışı ile çözülebilir gibi göründü bana, ama emin değilim. 

bebeklik travmalarından kaynaklanan korkular, beni en çok bunlar korkuttu, bilmediğimle mücadele etmek.

çocukluk çağı korkularının nedenleri bunlarmış, çözüm önerileri ise gelecek yazıda.

sevgiyle:)

12 Nisan 2013 Cuma

annemin göz ameliyatları (bitti umarım)

eylül ayından beridir uğraşıyoruz, aniden gelişen retina yırtılması ve bir süredir var olan katarakt sorunlarıyla. retina yırtılmasında zaman kaybedilmemesi gerktiği için başladığımız acıbadem hastanesi serüveninde bolca para döküp, son zamanlarında sinir olarak 6 farklı operasyon ile sonuca geldik nihayet. her iki gözdeki kataraktlar temizlendi, küçük kanamalar için lazer yapıldı, retina tamir edildi ve yaklaşık 7 aydır devam eden bu serüven (!) sonunda annem artık %80 üzerinde normal görüşe kavuştu. bunu nerden mi anladım. büyük böcükten kalan bir önlükten gazete kağıdına kalıp çıkarıp küçük börtüye süslü önlük dikme isteğini dile getirdikten sonra. yaklaşık olarak 10 yıldır dikiş makinesinin yanına bile yaklaşmıyordu, sadece kalın kalın el yordamıyla oluyor diye örgü örüyordu hatta son 1.5 yıldır göremediği için onu bile yapmıyordu. çok şükür şimdilik annemin korkulu rüyası olan kör olma riskini rafa kaldırdık:)

yakında annemin yaptığı ciciler olacak buralarda:)

sevgiyle:)

8 Nisan 2013 Pazartesi

bebeğin 9. ayı

kızçem tamı tamına 9 aylık oldu, gayet rahat oturup oyuncaklara uzanan, emekleme pozisyonuna geçip popişi kaldıramayan kocaman bir bebek. bu esnada su çiçeği çıkardığı için biraz gerileme yaşadı.
hala ge ve gii gibi heceler eeeehhh diye bağırmalar dışında konuşmuyor, ha bu arada anne diyor artık. ama dede baba gibi heceler gelmedi henüz.
sabahları bay bay yapıyor, sevilince ya da tekerleme söylenince çok mutlu oluyor, çocuklarla oynamaya bayılıyor. birine gidip diğerine cilve yapmak gibi oyunları var artık ve fakat kucaktan inmiyor, yanındaki kişinin (ben ya da bakıcı teyzesi) odadan çıkmasına tahammülü yok, yanından ayrılınca bağıra bağıra ağlıyor.
hala diş çıkarmadı, saçları da çıkmadı keltoş prensesim işte.
 sabah 5.30-6 civarında uyanıyor ve en zorlayıcı kısım bu gece ise bazen sık bazen hiç uyanmıyor. yeme düzenimiz hastalık nedeniyle bozuldu biraz. sadece bir öğün yiyor, ikinci öğünü çok acıkmamışsa yemiyor ve en kötüsü ben evdeyken sadece emmek istiyor, hafta sonları sadece anne sütü alıyor yani. kahvaltıda tam yumurtaya geçmedik hala ama bizim yediklerimizden tattırıyorum artık. geçen gün bir çay kaşığı kısır verdim mesela çok sevdi. bugün yaprak sarma yedi bir tane. yavaş yavaş normal yemeklere geçmeye başlayacağım.omlet ve krep seviyor bizimkinin ucundan az veriyorum. yani alerji yapıp yapmadığını kontrol ederek vereceğim her şeyi artık.
iki küpü üst üste koyabiliyor, sesli oyuncakların ilgili düğmelerine basıp şarkı çalıyor, geçirmeli oyuncakları çıkarabiliyor ama geri takamıyor. aynı oyuncaklardan sıkılıp farklılarını arıyor. ablasıyla top oynamaya bayılıyor.
işte bir ay daha böyle geçip gidiyor:) ben yoruluyorum ama kızların gülüşüne değiyor:)

geçip giden zamanları bir yerlerde bulsam

5 Nisan 2013 Cuma

hastalıklardan kurtuldum...

umarım yani, yaklaşık 20 gündür sırasıyla böcük, börtü hastalandı ve annem ameliyat oldu, ben hala ayakta durmaya direniyorum ama sevgili de strese dayanamayıp ürtiker döktü. gitsin hastalıklar gelmesin geri,

su çiçeği olduk biz. böcüğün kreşte bir arkadaşı su çiçeği olmuş ve bizimki de geri kalmadı tabi, eh ablam taysa bende hastayım diye börtücükte geri durmadı ve evde yaklaşık 20 gün süren bir çiçek salgını oldu. bu konudaki bilgilerimi ve edindiğim tecrübelerimi ayrıca paylaşacağım.

bu sırada tüm bunlar yetmezmiş gibi annem gittiği göz kontrolünde kataraktan kurtuldu ve bir kaç gün de onun ameliyatı ve bakımıyla geçti. bu konuda edindiğimiz tecrübeleri ayrıca paylaşacağım.

hastalıktan kurtulunca birikmiş olan işlerimi yapmaya geldi sıra, bakalım ne kadarını yetiştirebileceğim. bu ay boyunca çok sıkı çalışmam gerekecek.

umarım yine uzun bir ara vermek zorunda kalmadan yazarım biriktirdiklerimi :)

sevgiyle:)