bugün doktora gittim. aslında kontrol zamanı değildi ama kendimi iyice kötü hissetmeye başladığım için dayanamadım. şikayetlerim uyuyamama, nefes darlığı, çarpıntı, aşırı şişlikler, böbreklerde batma ve ağrı, aşırı halsizlik ve yorgunluk, aşırı terleme ya da üşüme gibi hamilelikte hep görülen şikayetler ama benimkiler normalin üstündeydi bence. fakat bunu doktora anlatmak mümkün olması. ultrasonda bakarken bebek büyük, şekerine bakalım dedi ve ileri ultrason incelemesi istedi. nst ve ileri inceleme için sıra aldım. kan verdim. sıramı beklerken doktorun odasının boşaldığını görüp eğer hastalar bittiyse bir şey konuşmak istediğimi söyledim. çünkü ben neredeyse doğuracam ama hala net bir doktorum yok. bu beni rahatsız ediyor. doktora izin zamanını sordum çünkü artık doktor değiştirmek istemiyorum. eğer izne yakında ayrılmayacaksa takiplerimi ona göre yaptırmak istediğimi söyledim. ve biliyorum iş yükünüz çok fazla ama ben kendimi iyi hissetmiyorum, siz ise yüzüme bile bakmadan benim nasıl olduğumu merak etmeden hemen ultrasonda bakayım gitsin modundasınız bu beni rahatsız ediyor dedim. ben doktoru suçlamadığım halde direkt savunmaya geçti ve Amerika'da doktorlar günde beş hasta bakıyor ben yüz demeye başladı. ben yine sizi suçlamıyorum, bu sistemle ilgili dedim, ama ben de bilinçli bir hasta olarak benimle hak ettiğim şekilde ilgilenilmesini bekliyorum dedim. ben okuyan araştıran bir hamileyim dedim ve beni azarlamakla azarlamamak arası bir ses tonuyla çok okumak iyi değil, kafan karışır dedi. halbuki benim demek istediğim annem eklamsi geçirdiği için ve şeker hastası olduğu için (tip 1) bana bu güne kadar hep söylenen şeyi hatırlatmaktı. bu bir risk durumudur.
neyse bu arada hamilelik etkisi, nefes alamama gibi nedenlerle benim sesim titremeye başladı ve doktor beni başından atmak için kardiyoloji ve göğüs hastalıkları uzmanından konsültasyon istedi.dışarı çıktığımda nefes alamadığım için ağlıyordum. bu doktorlara gittiğimde hafif çarpıntım olduğu ve astım başlangıcı bulunduğu anlaşıldı ve göğüs hastalıkları uzmanı inhalasyon ilacı başladı ki nefes alabileyim diye. kardiyolog ise eğer buna rağmen çarpıntım düzelmezse tekrar kontrol etmek istediğini söyledi. çünkü nefes darlığı çarpıntıya, çarpıntı ateş basmaları ve ani üşümelere neden oluyormuş.
pazar günü 24 saatlik idrar toplayıp, tüm sonuçları göstereceğim. bakalım ne diyecek. sonra ben de karar vermeye çalışacağım. bu doktorla devam etmeli miyim etmemeli miyim? çünkü bugün kırıldım, üzüldüm, sinirlendim. küçük bir kentte ya devlet hastanesi ya da iyi olmayan tek özel hastane gibi olmayan seçeneklerden seçim yapmaya çalışıyorum ve iki doktor önerildi, birisi benim doğum yapacağım tarihlerde izinli diğeri ise bu. özel hastane de ise doktor iyi ama ameliyathane kötü. nasıl bir karar vereceğimi bilmiyorum.
25 Mayıs 2012 Cuma
24 Mayıs 2012 Perşembe
babannuş ya da babagannuş
pek çok farklı tarifi olan ve doğru isminin ne olduğunu bilmediğim ama çok sevdiğim bir patlıcan salatasıdır babannuş. domates koymadan yapıyorum bu salatayı. közlenmiş patlıcan ve kırmızı biber, bol yeşillik (maydanoz, taze soğan, taze sarımsak), kuru soğan, sumak, nar ekşisi ve tabi ki sızma zeytinyağı. bu salataya limon yerine nar ekşisi ve sumak daha çok yakışıyor. yeşil biber koymuyorum. patlıcan ve kırmızı kapya biberi hemen hemen eşit oranda koyuyorum. bu mevsimde tabiki yazdan közleyip derin dondurucuya attığım patlıcan ve biberi kullanıyorum.

patlıcan bizim favori sebzelerimizden,karnıyarığı, imam bayıldısı, dolması, salatası, söğürmesi, yemeği, kızartması, turşusu her şeyini çok severim reçelini pek sevemedim sadece. böyle olunca güzden bolca patlıcan alınır, közlenir ve buzluğa atılır. kış boyu salatasız ve söğürmesiz kalınmaz. dolması, karnıyarığı ve kızartması için ise yaz hasretle beklenir.
sevgiyle:)
patlıcan bizim favori sebzelerimizden,karnıyarığı, imam bayıldısı, dolması, salatası, söğürmesi, yemeği, kızartması, turşusu her şeyini çok severim reçelini pek sevemedim sadece. böyle olunca güzden bolca patlıcan alınır, közlenir ve buzluğa atılır. kış boyu salatasız ve söğürmesiz kalınmaz. dolması, karnıyarığı ve kızartması için ise yaz hasretle beklenir.
sevgiyle:)
23 Mayıs 2012 Çarşamba
küçük hanımın yıl sonu gösterisi
dün böcüğümün yıl sonu sergisi ve yıl sonu gösterisi vardı. sergide yıl boyu yaptıkları etkinlikleri ve gösteride ise yaklaşık 2 aydır hazırlandıkları, slumdog millionaire (en sevdiğim filmlerden birisidir) filminin müziği olan ring ring ringa şarkısı eşliğinde dans gösterisini sundular. çok şekerlerdi, komiklerdi ve sevimlilerdi. elanurun kreşinde 4 sınıf var ve her sınıfta en az bir arkadaşımızın çocuğu var o yüzden gösteriyi baştan sona hevesle izledim. çok keyifliydi.
2006 ve ocak-şubat-mart 2007'li çocuklar için mezuniyet ve kep atma töreni yapıldı. böcüğümün babasınında benimde mezuniyet törenimiz olmamıştı (taşra üniversitelerinde okuma nedeniyle, eh ben mezun olalı 11 sene oldu). şimdi ana sınıfından bile mezun olunup, kep atılıyor (üstelik benim okuduğum üniversitenin anaokulunda, baya bi ilerleme olmuş) ve işte hem eserler hem resimler.
2006 ve ocak-şubat-mart 2007'li çocuklar için mezuniyet ve kep atma töreni yapıldı. böcüğümün babasınında benimde mezuniyet törenimiz olmamıştı (taşra üniversitelerinde okuma nedeniyle, eh ben mezun olalı 11 sene oldu). şimdi ana sınıfından bile mezun olunup, kep atılıyor (üstelik benim okuduğum üniversitenin anaokulunda, baya bi ilerleme olmuş) ve işte hem eserler hem resimler.
hamileliğin neredeyse sonuna gelmiş, çok kilo almış, çok şişmiş, eğilemeyen anne ve bıcırık kızı
her zamanki gibi fit baba ve bıcırık kızı
saçlar yapıldıktan sonra bıcırık
kuaförümüz beceriksizdi biraz, koluna yapması gereken dövme bi garip oldu. kıyafetimiz ise biz annelere göre facia, bıcırıklara göre mükemmel, seneye bu kıyafet işine ben el atıcam:)
21 Mayıs 2012 Pazartesi
kızıma toka kutusu
küçük hanım bay becerikli etkinliği yapıcam diye hiçbir kutuyu vs. attırmıyor. önceki günlerde gidip boya ve fırça gibi malzemeleri aldım. dün beraberce bay beceriklide gördüğü bu kutuyu yaptık,
aman ne zormuş bunları yapması ya da ben çok beceriksizim. aşağıdaki malzemeleri kullandık.
evet kağıt havlu ruloları arkadaki büyük kuleler, tuvalet kağıdı ruloları öndeki küçük kuleler, çay kutusu ise tokaları koyacağımız kale. başladık boyamaya. elanur kulelerini mor guaj boya ile boyadı, ben kutuyu onun isteği üzerine sarı kağıtla kapladım, sonra kızım kutunun üzerini de sulu boya ile resimledi, işte sonuç bu.
kızımla keyif alarak yaptık bu kutuyu, ama çokça da atıştık, şöyle yapma, bunu yap diye. bir çocukla bir şeyler yapmaya çalışmak çok zor çok, ama keyifli. bir de alanınız böyle işlere yakın değilse ve benim gibi çok becerikli değilseniz kolay olmuyor galiba, acemi işi bir kutu işte. gerçi tokaları henüz toplayamadık ama kısmetse o da olacak.
sevgiyle:)
19 Mayıs 2012 Cumartesi
küçük hanımın hastalığı
bizim böcük durdu durdu, hastalıkları gözünden vurdu. aynı anda hem idrar yolları enfeksiyonu hem de bademcik enfeksiyonu geçiriyormuş. üstelik ateş dışında hiçbir belirti yoktu, hatta doktor bu kadar hasta olup genel durumu bu kadar iyi olan çocuk çok azdır filan dedi. bu arada bir çocuğa o kaba çiş yaptırmak tam bir kabusmuş, üç gün laboratuvarın önünde bekledik ve en son evde banyoya yere yaptı. neyse ki şimdi iyi. ama ben üzgünüm biraz bu sene ikinci kez antibiyotik kullanmak durumunda kaldık, bu durum da beni rahatsız ediyor.
annem bombayı patlattı, kuzum sen hasta olma ben olayım, hı hı tabi erkeklerin duasına benziyor Allah'ım karım aldatmasın ben aldatayım, karım dul kalmasın ben dul kalayım:)
annem bombayı patlattı, kuzum sen hasta olma ben olayım, hı hı tabi erkeklerin duasına benziyor Allah'ım karım aldatmasın ben aldatayım, karım dul kalmasın ben dul kalayım:)
14 Mayıs 2012 Pazartesi
hastane personelinin kötü davranışları
önce anneler günü kutlu olsun, dün anneanne ve babaanne ziyaretleri ile ve ateşle geçti. böcüğümün ateşini düşürmeye çalışarak ve başarısız olarak geçti anneler günü. 39'a yaklaşan ateş nedeniyle doktora gittik bugün. doktor ateş düşürücüye devam etmemizi söyledi ve bir takım tahliller istedi, tahlil sonuçlarını gördükten sonra diğer ilaçlarını verecek.
benimse asıl sinirimi bozan anneler gününü ateşle uğraşarak geçirmiş olmak değil, bugün hastanede paramedik midir? erkek hemşire midir? elanur'un kanını alan kişinin garip tavırları oldu. laboratuvara gittik ve hem kan hem de idrar tahlili olduğu için kızım korkmasın diye önce idrarı verelim dedik. kıza su içiriyoruz, meyve suyu-süt içiriyoruz, korktu mu nedir yapamadı çişini bir türlü. 45 dakika sonra beklemekten vazgeçtik ve kan alma bölümüne gittik, kan almada bulunan erkek hemşire bir saattir neredesiniz siz, bekleyip duruyoruz dedi önce. sonra kızı yatırdık ve kan alıyor ama kocaman yeşil uçlu iğne ile damara giremedi bir türlü, bu arada kızım acıyor diye ağlıyor, eve gidelim diye yalvarıyor. tamam kızım, geçti, şimdi bitecek eve gideceğiz falan gibi sözlerle biz de sakinleştirmeye çalışıyoruz, beyefendinin zoruna gitti herhalde siz ipleri şimdiden kaptırmışsınız buna diyor. yani sana ne canı yanan çocuğa bağırmamız mı gerekiyordu. sevgilim dayanamadı ve barkodu gösterdi. bakın biz buraya geleli 45 dakika oldu dediğimizde siz buna mı sinirlendiniz gibi bir cevap aldık, kan vermiş olsanız şimdiye işiniz biterdi diye de ekledi.
yani anlamıyorum, çocuk hastanesi orası, çocuğun kan alınırken ya da hasta olduğu için ağlayacağı belli. anne ve babanın da sakinleştirmek için ya da korkutmamak için elinden geleni yapacağı. ama bu durum çalışanlar tarafından garip karşılanıyor nedense. çok üzüldüm bu duruma.
benimse asıl sinirimi bozan anneler gününü ateşle uğraşarak geçirmiş olmak değil, bugün hastanede paramedik midir? erkek hemşire midir? elanur'un kanını alan kişinin garip tavırları oldu. laboratuvara gittik ve hem kan hem de idrar tahlili olduğu için kızım korkmasın diye önce idrarı verelim dedik. kıza su içiriyoruz, meyve suyu-süt içiriyoruz, korktu mu nedir yapamadı çişini bir türlü. 45 dakika sonra beklemekten vazgeçtik ve kan alma bölümüne gittik, kan almada bulunan erkek hemşire bir saattir neredesiniz siz, bekleyip duruyoruz dedi önce. sonra kızı yatırdık ve kan alıyor ama kocaman yeşil uçlu iğne ile damara giremedi bir türlü, bu arada kızım acıyor diye ağlıyor, eve gidelim diye yalvarıyor. tamam kızım, geçti, şimdi bitecek eve gideceğiz falan gibi sözlerle biz de sakinleştirmeye çalışıyoruz, beyefendinin zoruna gitti herhalde siz ipleri şimdiden kaptırmışsınız buna diyor. yani sana ne canı yanan çocuğa bağırmamız mı gerekiyordu. sevgilim dayanamadı ve barkodu gösterdi. bakın biz buraya geleli 45 dakika oldu dediğimizde siz buna mı sinirlendiniz gibi bir cevap aldık, kan vermiş olsanız şimdiye işiniz biterdi diye de ekledi.
yani anlamıyorum, çocuk hastanesi orası, çocuğun kan alınırken ya da hasta olduğu için ağlayacağı belli. anne ve babanın da sakinleştirmek için ya da korkutmamak için elinden geleni yapacağı. ama bu durum çalışanlar tarafından garip karşılanıyor nedense. çok üzüldüm bu duruma.
12 Mayıs 2012 Cumartesi
kızıma kapı süsü
dikiş dikmeyi pek bilmem, söküğümü bile hala anneme diktiririm. ama nette bu türden kapı süslerini görünce çok hoşuma gitti ve bende kızıma yapmaya karar verdim. renklere, şekillere, nasıl görüneceğine tamamen kızım karar verdi. o seçti ben diktim ve ortaya eserimiz çıktı. elanur'un isteklerini birebir uygulayınca bazı renk ve şekiller, boncuklar uyumsuz oldu. ama sonuçta kızımla birlikte yaptığımız, paylaştığımız bir şey. kabul ediyorum biraz acemice oldu. harfleri düzgün kesemedim.sarkan süslerin mesafelerini tam ayarlayamamışım falan filan, ama olsun acemice de olsa bizim yaptığımız bir şey.
resimler yine güzel çıkmadı, mavi gibi görünen renk turkuaz, lacivert gibi görünen ise aslında mor.
kalp, ayıcık ve kelebek şekilleri için kurabiye kalıbını kullanarak şablon çizdim, yıldızı ise sevgilim yaptı. kullandığım tüm kumaşlar keçe. kelebekleri boncuklarla süsledim. diğer şekillerin ortasına küçük kalpler diktim. dikişlerde hep zıt renkler kullandım. küçük hanım memnun olmuştur umarım.
sevgiyle:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)